Ölüm...sahi ölümden sonra kimim ben aslında benliğim kimdi? Bu soruların cevabı henüz yok taa ki ölüm kapımı calıncaya dek.
Belki kavlen belki Allah yolunda giderken belki...nasıl, ne şekilde ölebileceğimi Allah'tan başka kim bilebilir ki? Hayatı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamıyor muyuz? Belkide bana öyle geliyor. Umarım rabbimin huzuruna gönül rahatlığıyla çıkabilirim. Yüreğim hüzün dolu, bu yolun ucunun nereye varacağını düşünmek ruhumu yiyip bitiriyor. Dünyaya sonsuz(ne garip bir kelime) bir hayat için imtihan olmaya geldik. Ölünce tekrar dirileceğimizi hepimiz biliyoruz. Önemli olan ölmeden uyanmak değil mi? Ve o nihai son "ölüm". Sen artık yoksun, hiçbir şeye müdahale edemezsin. Sonsuz zannettiğin o dünyada artık yoksun. Bedenimin yıkandığını hissediyorum temiz ve pak. Sonra kefenleniyorum mis kokulu bir kefenle bilahare Allah'ın azametiyle geldiğim yere geri dönüyorum(toprak). Başımda Allah'a edilen dualar, üzerime bir bir atılan toprak, geride bıraktığım nezih insanlar(annem, babam, kardeşlerim...) sizler ağlamayın hem hayat devam ediyor sizler için. Her bir göz yaşınız bana daha çok acı verir. Hem kötü bir yerde değilim ki Allah'ın yanındayım dünyadan uzak. Rabbimin sen Müslüman kardeşlerime hayırlı bir ömür hayırlı bir ölüm nasip eyle. Tabiricaize " herkes elbet bir gün ölümü tadacak."
Bunu yazmamın sebebi okulda din kültürü dersinde Mücahit hocayla yaptığımız sohbet. İyikide bu sohbeti yapmışım hayatı bir daha sorgulamamı ve ne için yaşadığımı bir kere daha anladım. Uyanın...