Her Şeyin Sessiz Anlatıcısı
Yağmur yağarken camın kenarına otururum. Cam buğulanır, dünya silikleşir. Ama ben sadece bir şeyi beklerim: Toprak kokusunu.
O koku gelirken herkes susar. Çünkü o koku, bir evin iç sesidir. Aileyi anlatır bana.
Bir sofranın etrafında toplanan eksik ama tamamlanmış bir hikâyeyi. Bir annenin telaşını, bir babanın sessizliğini, bir kardeşin gülüşünü. O koku, evin duvarlarında yankılanan geçmişin izidir.Ama sadece aileyi değil. Savaşı da anlatır. Toprağa düşen adımları, sessizce gömülen hayalleri, bir çocuğun anlamadığı ama hissettiği eksikliği.
Ve barışı da… Birlikte susmayı, birlikte yeniden başlamayı. Bir çiçeğin yeniden açmasını, bir pencerenin yeniden açılmasını. Aşkı da anlatır. İlk bakışı değil belki, ama son kalışı. Birlikte ıslanmayı, birlikte susmayı, birlikte kokuyu paylaşmayı. Aşkın en sessiz hâlini: Yan yana durmak, hiçbir şey söylemeden, ama her şeyi hissetmek.
Ve nicesini… Bir mezarın başında bekleyen sessizliği, bir doğumun ardından yükselen umut kokusunu, Bir göçün ardından kalan izleri. Toprak kokusu, her şeyin anlatıcısıdır.
Kelimesiz, ama eksiksiz. Ben o kokuda kendimi bulmam. Kendimi bırakırım.
Çünkü o koku, bana ait değil. Herkese ait.
Ve belki de en derin bağ, aynı kokuda buluşmaktır. Sizlerle aynı kokuda buluşmak...
İyi ki varsınız.
No comments:
Post a Comment